Anasayfa / Sanat / Fizyoterapist Metin Hara’yla aşk, zihin ve sufizm üçgeninde kişisel gelişim

Fizyoterapist Metin Hara’yla aşk, zihin ve sufizm üçgeninde kişisel gelişim

KELEBEK

Fizyoterapist Metin Hara’yla aşk, zihin ve sufizm üçgeninde kişisel gelişim

 

Şehir insanının sürekli beta beyin dalgasıyla yaşadığını, bunun da birçok sorunun temeli olduğunu, alfa dalgasına geçmek gerektiğini söylüyorsunuz. Ne anlama geliyor bu dalgalar?

Uyanıkken etkisi altında olduğumuz iki beyin dalgası var. Beta, tehlikede hissettiğimizde, stresteyken girdiğimiz dalga. En yüksek dalga bu. Tehlikelere karşı tetikte olmamızı ve riskleri bertaraf etmemizi sağlıyor. Ama bu dalgada ana his korku olduğundan, hiç kimse betadayken mutlu olmuyor. Zaten çoğu insan da betadayken mutlu olmaya çalıştığından çuvallıyor. Bir antilop, aslan sürüsünün yanında rahat olabilir mi? Tehlikeyi hissedip kaçmalıdır; beta bunu sağlar.

Sürekli tehlike dalgasıyla yaşadığımız için mi mutsuz oluyoruz yani?

Kurumsal hayattaki insanların mutsuzluğunun yüzde 90’ı bundan kaynaklanıyor. Bu dalgayla sürekli geleceğe gidip plan yapar ve geçmişe gidip savunmaları yeniden inşa edersiniz. Gerçekten tehlikeleri bertaraf ettiğiniz örneklerde, mesela trafikte kendinizi veya yakınınızı ezilmekten koruduğunuzda tamam ama, ortada kaplan yokken varmış gibi davranırsanız sürekli, mahvoluyorsunuz. Sonuçta bu bir acil durum dalgası. Tüm hayatı onunla yaşarsan işler karışıyor.

Nasıl karışıyor işler?

Bağışıklık sistemi duruyor. Yani kendi kendimizi yenilediğimiz, bilinçaltımızı temizlediğimiz süreç duruyor. Çünkü beta beyin dalgası, vücudu tehlikeye konsantre ederek, diğer sistemleri kilitler. “Bir anda hasta oldum” diyorsunuz ya işte o bir anda olmuyor.

 

GÜNDE ON DAKİKA SUFİ NEFESİ

Şehirde, trafikte, plazalarda bin bir sorunla yaşayıp da yine de bu beta’dan kurtulmak mümkün mü?

Tabii, zaten kitapta bu zihin ustalığını öğretiyorum. Zihnin kölesi değil efendisi olmak gerekiyor. Bu da öncelikle alfa beyin dalgasına geçmekle mümkün. Bunu nasıl sağlayacağımızı gösteriyorum.

Nasıl geçeceğiz peki?

Birçok yolu var. Mesela herkese günde sadece 10 dakikalarını ayırıp uygulayabilecekleri bir nefes egzersizi anlatıyorum. ‘Sufi nefesi’ diyoruz buna. Bedenin tamamen doğal süreçlerden geçtiği bilimsel bir egzersiz. Bu egzersiz bizi yavaşlatan parasempatik sinir sistemimizi uyarıyor ve bir süre sonra mutluluk hormonumuz arttıkça adrenal hormonlarımızı aşağı çekiyor.

Başka?

Hepimiz bu beta beyin dalgasıyla yaşıyoruz. Kendimi de dışında tutmuyorum. Ama çok basit çözümler var. Mesela bazı gündelik alışkanlıklarımızı terk etmemiz gerekiyor. Kafein alımını bırakın örneğin. “Kafein almazsam uyanamam” diyor insanlar. Ben diyorum ki “Bir önceki geceye dönün”.  Zaten önceki gün kahve içtiğinizden sabaları uyanamıyorsunuz. Çünkü doğru dürüst uyumuyorsunuz.

Peki bu alfada her şey daha mı iyi, daha mı kolay?

Alfada kalmak bütün hayatınızı değiştirir. Bulunduğun beyin dalgası algını değiştiriyor. Algı hissini, hissin tepkini, tepkin deneyimini değiştiriyor. Deneyimlerin toplamı da zaten hayat. 

Bir dakika… Alfaya geçtik diyelim. Ama karşımızdaki geçmediyse ne olacak? Sonuçta patron yine de işten atabilir; sevgili terk edebilir. 

İlk akla gelen hep bu. “Ben değişirim de patronum hıyar, eşim düşüncesiz” diyen birçok insan sonradan gelip özür diledi. Siz değişince karşınızdaki de değişecek. Başka bir alternatif yok. O kadar çok hikâye gördüm ki böyle. Evrende her şey birbirine uyumludur.

Zihinde ustalaşınca yani diğer insanlarla da daha uyum içinde yaşayacağız, öyle mi?

Bir ilave yapayım. Eski kontratları yırttığınız zamanlar da gelecek. Çünkü siz dönüştükten sonra etrafınız da çok değişmiş olacak. Eski ilişkileriniz sizi artık tatmin etmeyebilir. Şöyle düşünün: Değersizlik duygusu yüksek insanlara bu duyguyu hissettirecek muamele daha çok yapılır. Kararsızlara daha çok akıl verilir. Bu günler geçmişte kalınca, ilişki biçimi değişince kontratlar yırtılabilir.

PARK YERİ BULMAK İÇİN TOPUNU YOLLA

Siz bir de ‘ki enerjisinden’ bahsediyoruz. Nedir bu?

Yapıtaşlarıdır ki topları, enerjidir, yaşamın enerjisidir. Gördüğümüz her şey aslen bu enerjiden ibaret. İşte içinizdeki ustayla tanışınca, bu ki enerjisini hissetmeye ve yönlendirmeye başlayabilirsiniz

Nasıl yani?

Bu enerjiyi yani evrenin yapıtaşlarını, dileklerinizi gerçekleştirmek için programlayabilirsiniz.

Nasıl yapılıyor bu?

Birçok tekniği var. Örneğin ben kitapta, ‘sufi nefesiyle’ birleştirilebilen bir Uzakdoğu yöntemini detaylarıyla anlatıyorum. Avuç içlerinden nefes üfleme egzersizi… Çok kolay. Nefesini nereye yolladığını hayal edersen, enerjin de oraya gidiyor.

Peki bu elimizde yuvarlayarak yapıldığını anlattığınız ‘ki topları’ nedir?

Onlarla da enerjiyi yönlendiriyor, sorunları çözüyorsunuz. Eğlenceli egzersizlerle bu ki toplarında ustalaşacaksınız. Onlara renk ve enerji yükleyerek hayattaki bir çok blokajı aşmak için kullanabileceksiniz.
Kitapta, trafikten kurtulmak, park yeri bulmak, en zor biletleri temin etmek gibi birçok dertten doğru ki topunu yaparak kurtulduğunuzu anlatıyorsunuz. Bana çok zor görünüyor ama sahiden yapılabiliyor mu bunlar?

Elbette. Ama öncelikle şu: Bütün bu sistemler, egzersizler alfa beyin dalgasının üzerine kurulu. Bu topları yapmak için muhakkak alfada olmak lazım. İlk yüz ki topu işe yaradığında tesadüf, bin tanede ihtimal, 10 binde hakikat diyeceksiniz.

Ne kadar sürüyor bunda ustalaşmak?

Hayatta değişikler olması için en azından bir buçuk ay öneririm. Ama unutmayın, kitaptaki çalışmalar, ödevler kanat çırptıracak; bunlar uçmak için değil, uçacak kanatları yaratmak için.

Rhonda Byrne’ın ‘Sır’ isimli bir kitabı vardı. Biraz ona benziyor mu bu anlattıklarınız?

Benzer ama o biraz yüzeyseldir ve maddiyat üzerinedir. Farkı anlatayım. Örneğin birisi bana gelip kız kardeşini çok kırdığını, bu yüzden çok üzüldüğünü ve barışmak istediğini anlattı. Ben de “O zaman hemen bir telefon et” dedim. Çünkü çözümü budur. Ama o, “Yok öyle değil de hangi renk ki topunu kullanmalıyım” diye soruyordu. Bu sistem böyle işlemez. Yaptığın hareketle yolladığın enerji aynı doğrultuda olmalı. Enerji, çalışmaktan, özür dilemekten, doktora gitmekten kaçınacağınız bir arka yol değildir. 

TERKEDİLDİM, MAHVOLDUM BİLİNCİNDEN KURTULUN

Aşkı alfada yaratmak esas mesele. Ama biz betada yaratıyoruz. İnsanların en değerli iki kavramı aşk ve annelik mesela. Betada kaldığımızdan bunların çoğunu bağımlılık olarak yaşıyoruz.

Mutlu olmanın yolu farkındalık ve gelişimdir. Yetişkinler, çocukların aksine, betada olduğundan yeniliğe kapalıdır. Zihin güvenlik arar ve seni hapseder, gönül keşif arar ve seni özgürleştirir.

Kitapta hem tıpla hem de sufizmle desteklenmiş, çakraları anlattığım bir bölüm var. “Çakraları ilk ben anlatıyorum” diye bir hadsizliğe girmem ama farklı bir pratikle anlattım. İçsel yolculuğu anlatıyorum. Düşük bilinç seviyesinden adım adım o çakralarla ilgili görevleri yaparak hem nasıl daha sağlıklı yaşayacağımızdan hem de içsel uyanışımıza, içsel aşkımıza nasıl kavuşacağımızdan bahsediyorum.

Neredeyse her kitapta, şarkıda, filmde kurban bilincine hitap ediliyor… Psikologlar bile oraya sesleniyor. Terkedildim, mahvoldum falan… ‘Aşkın İstilası-Yol’da kurban bilincini besleyecek hiçbir şey yok. Özellikle kişisel gelişim kitaplarında görülen  o paradigmayı yıkıyorum. Bunlarla sadece kendi cehenneminizi yaratıyorsunuz. Sıkıntıları siz yarattıysanız çözüm de sizde.

Bu kitaptakiler eskiden benim bir fısıltımdı; kendimi anlattığım bir masaldı. Artık bir istilaya dönecek, hayatlarımızı dönüştürecek. İstila insan kalbinden başlamalı. Ben herkesin kalbine seslendim. Çok emek verdik bu kitaba. Bir üçlemenin ilk kitabı bu; devamı da gelecek. İçindeki şifreler yeni kitaplarla ortaya çıkacak. Bu kitabı okuyan herkesin hayatı değişecek.

Hakkında sach

Check Also

Balerinler

Balerin fotoğraflarından hoşlananlar için bazı balerin fotoğrafları.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki yazıyı okuyun:
Hangi güneş kremi sizin cildinize uyuyor ?

Hangi güneş kremi sizin cildinize uyuyor ? Yaz Aylarının Kaçınılmaz Kaygısı  Güneşin Zararlı Işınlarından Korunmak …

Kapat